Fecr film Festivali, İran'ın en büyük sanatsal olayı

Amerikalı eski senatör Mike Gravel "Hollywoodizm ve Sinema" konferansında yaptığı konuşmada, Hollywood anlayışı ve ekolunun beşeri toplumu tehdit ettiğini, buna karşı mücadele edilmesi gerektiğini, sinema sanatının hürriyetleri sağlamak için işletilmesi gerektiğini, beyin yıkmak amacıyla film yapılmaması gerektiğini söyledi.

Fecr film festivali 1983 yılından beri şafakta on günü çağrıştıran İslam inkılabının zafer yıldönümünde ve Şubat ayının 1-10. günlerinde Tahranda düzenleniyor. Bu yılki 31. Fecr film festivali düzenlenmektedir. Tahran il merkeziyle 10 il merkezindeki sinemalarda İran ve diğer ülkelere ait yeni yapım filimler gösterime giriyor. Fecr film festivali ilk 13 evresinde sadece İran film festivallerine tahsis edilmiştir. Fakat 1996 yılının şubat ayından itibaren Fecr film festivali uluslararası bir festivale dönüştü. İranlı ve yabancı film yönetmenleri ve film yapımcıları yarışmalara katılıp, en iyi eserlerinde "Simorge Bulurin" ödülünü kazanabiliyorlar. İran film sektöründen 400 sinema filmi, çizgi film ve belgesel film yapımcı ve yönetmenleriyle 50 ülkeden film yapımcıları Fecr film festivali yarışmalarına katıldılar. Bu filmlerin 3/1'i, İslam inkılabının zafer günü 10 Şubata kadar İran sinemalarında gösterime girecek. 31. Fecr film festivali 1 şubat günü bu festivale katılan filmleri ekrana çıkardı. İran film eserlerine ilaveten dünya sinema eserleri, "Cam Cihannema", "Saadet sineması" , ceşnvare ceşnvareha- festivallerin festivali" , " Nemayeşe Vije-özel gösterim" biçiminde değerlendirilir. Dünya sineması yarışmaları bölümünde; beşeri toplumun gerçekleri tanımlama, değerlendirme yeteneği, gücü ve kapasitesiyle günümüzdeki özel şartları gözler önüne seren zulümle mücadele, adalet taleplik, terörizm sorunu, insan hakları ve milletlerin uyanışı başlıkları altında yarışmalar ve değerlendirmeler yapıldı. Bu bölümde 2010 yılı sonrası yapımı gerçekleştirilen filimler yarışmalara katıldı ve gösterime girdi. Polonya sineması ve Çin sineması yapıtları değerlendirildi. Diğer ülkelerin filmleri de gösterime girip, değerlendirildi. İran İslam cumhuriyeti gelecek 3 yılda 120 ülkenin üye olduğu bağlantısızlar hareketi teşkilatının dönem başkanlığını üstlenmiş bulunuyor. Bu nedenle İran İslam ve bağlantısızlar hareketi ülkelerin halkları ve sanat sektörü ve özellikle sinema endüstrisiyle yakın işbirliğini geliştirip, milletlerin biri biriyle tanışmalarına sebep olabilir. Bu bağlamda bağlantısızlar hareketi ülkelerin sinema eserleri Fecr film festivaline katıldılar. Günümüzdeki Fecr film festivaline Cezayir, Azerbaycan cumhuriyeti, Şili, Kolombiya, Mısır, Hindistan, Irak, Endonezya, Irak, Lübnan, Kenya ve bazı bağlantısızlar hareketi üyesi ülkelerin film eserleri Fecr film festivaline katıldı. Bu festivale 100e yakın diğer ülkelerin film eserleri katıldı. Fecr film festivali ayrıca, filmleri pazarlama merkezide kurmuştur. Bu merkezde sinema filmi, dizi filmi, cizgi filimler ve Animasyon Film, Mutimedya eserlerinin yapımcı ve dağıtımcı şirketleri hazır bulundular. Tahran Milad kulesinde açılan 16. dönem film pazarlama merkezinde 100den fazla yabancı ve İranlı şirket pazarlama çalışmalarına katıldı. Bu merkezin amacı, İran filmlerini dünya pazarlarına sunmak ve diğer ülkelerin de filmlerini değerlendirip, satın almaktır. Bu yoldan katılımcı ülkelerin film sektörü arasındaki ticaret gelişmiş olur. Bir Filimin gösterim lisansı satın almak, diğer ülkelerdeki film festivallerine katılmak, İran filmlerini diğer ülkelerde genel ekrana taşıyıp gösterimini gerçekleştirmek, Fecr film festivalinin pazarlama merkezinin kuruluş amacıdır. Bu yüzden bu merkez İranlı ve yabancı ülkelerin sinema sanatının gözdesi bir merkeze dönüşmüştür. Fecr film festivalinin pazarlama merkezine 110 İran ve yabancı film şirketi katılıp, sinema eserlerini pazarladılar. Bunların çoğunu, birleşik Arap emirlikleri, Lübnan, Katar, Türkiye, Almanya, İsveç ,İngiltere film şirketlerinden oluşmaktadır. Almanya DW şebekesinin pavyon müdürü, Wim Dekker İran film pazarına katılmaktan mutlu olduklarını, 11 kez bu pazarlama merkezine katıldıklarını söyledi. Wim Dekker, fecr film festivalinin pazarlama merkezinin diğer uluslararası film pazarlama merkezlerinden farklı özellikler taşıdığını, İran film pazarlama merkezinin bölge ülkelerine ve özellikle Ortadoğu ülkelerine yönelik bir Pazar olduğunu, Ortadoğu film yapımlarını pazarlama odağına dönüştüğünü, İran film pazarlama merkezinin Filipinler, Singapur, Avustralya film pazarlama merkezlerine kıyasla daha kaliteli olduğunu, İran film pazarındaki belgesel filmlerinde kalitesinin daha yüksek olduğunu söyledi. Birkaç kez İran'a geldiğini söyleyen Almanya DW şebekesinin stant müdürü, Wim Dekker, İran eski medeniyeti ve kültürüne büyük ilgi gösterdiğini, İran tarihi şehirleriyle eserlerini müşahede ettiğini, özellikle İsfahan'ı ziyaret ettiğini belirtti. İsviçre'nin RSI film şirketi, Fecr film pazarlama merkezine çok sayıda çocuk filmi, belgesel film, musiki konserlerini İranlı ve diğer ülkelerin müşterilerine sundu. Bu şirketin temsilcisi ilk defa olarak Fecr film pazarına katıldığını, kolayca film müşterileriyle irtibat kurduğunu, söyledi. İran film şirketlerinden 35 şirket, özellikle Bonyadı Farabi, Fimiran, Hoze Honeri Sazeman Tebligat İslami, İ-Film ve diğerleri de Fecr film festivali pazarlama merkezine katıldılar. Fecr film festivali çerçevesinde "Hollywoodizm ve sinema" başlıklı 3. uluslar arası bir konferans düzenlendi. Bu konferansa 50 Amerika ile Avrupa ve diğer ülkelerin film yapımcılarıyla sinema eleştirmenleri katıldı. Bu toplantıda Hollywood'un "İran korkusu", İslamofobiya- İslam düşmanlığı" konusundaki yapıtları değerlendirildi. "Hollywoodizm ve sinema" konferansında " İran ve İslam karşıtı filmlerin yapım amacı", "sultacı sinema ile mücadele yolları" , " Hollywood ve Siyonizm" başlıkları altında Hollywood film endüstrisinin yapıtları değerlendirildi. "Hollywoodizm ve sinema" toplantısında, Hollywood'un ekonomik gücü ve ahlaki olmayan emelleri, bağımsız sinema sektörünün dünya halkı uyanışındaki etkileri, kadınların sui istimal edilmesi ve ailevi değerlerin ayaklar altına alınması, "Hollywood ve insani-Dini değerlerin çarpıtılması", "şiddet ve terörün teşvik edilmesi" gibi konularda değerlendirildi. "Hollywoodizm ve sinema" konferansında ayrıca, Argo, diktatör, tasavvur edilemez, 300 sinema filmleri de değerlendirildi. Hollywood bu filmleriyle İran'a karşı saldırgan bir tutumu yaygınlaştırmak ve "İran korkusunu" salmak istiyor. Bu konferansa katılan Amerikalı eski senatör Mike Gravel "Hollywoodizm ve Sinema" konferansında yaptığı konuşmada; Hollywood anlayışı ve ekolunun beşeri toplumu tehdit ettiğini, bu tehlikeli girişimlerine karşı mücadele edilmesi gerektiğini, sinema sanatının hürriyetleri sağlamak için işletilmesi gerektiğini, beyin yıkmak amacıyla film yapılmaması gerektiğini söyledi. Amerikalı eski senatör Mike Gravel ayrıca, İran İslam cumhuriyetinin nükleer faaliyetlerinin tamamen yasal olduğunu, hiçbir sapma yaşanmadığını, bu nedenle batılı devletlerin barışçı nükleer faaliyetlerini sürdürmesinden dolayı İran' yaptırım uygulamalarının hiçbir meşru ve makul gerekçeleri bulunmadığını, Amerika'nın İran'a karşı zorbaca bir tutum izlediğini söyledi. Mike Gravel bu yaptırımlarla aslında beşeri hakikatin ayaklar altına alındığını, bu baskıcı tutumların engellenmesi gerektiğini, bu konferansında etkin mücadele yürütebileceğini, çünkü birçok aydın ve düşünürün İran gerçeğinin bilincinde olduklarını, artık fırsatların kaybedilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi. Yıllarca ırkçı İsrail rejimi ve Siyonizm'in işlediği cinayetlere ve ırkçılığa karşı mücadele eden Fransalı yapımcı ve aktör de Dieudonne Mbala Mbala "Hollywoodizm ve Sinema" konferansında katılanlar arasındaydı. Fransalı yapımcı bu siyasi ve sanatsal mücadelesinin insani bir mesuliyet olduğunu, ırkçılıkla Siyonizm'in Şeytani bakış açısına ve yalana dayalı olduğunu, Hollywood'un soykırımcı İsrail rejimiyle Siyonizm hakimiyetini meşrulaştırmaya çalıştığını, Yahudi topluluklarını aldatma ve Siyonistlerin çıkarlarını sağlayıp korumaya çalıştığını, fakat anti Siyonist direnişin zafere kavuşacağını, her zamankinden daha fazla sanatsal hakikatlerin sabırlı bir şekilde kamuoyuna anlatılması gerektiğini söyledi.